01 02 2008

Recep Tayyip Erdoğan Hayatı

Aslen Rize’li olup 26 Şubat 1954 yılında Kasımpaşa’da doğdum. Rahmetli babam Ahmet bey deniz yollarında kıyı kaptanlığı yapardı. Babam 13 yaşında Rize’den İstanbul’a gelmiş. Çünkü o zaman hayat şartları Rize’de çok kötü, iş yok. O zamanlar çay daha Rize’ye girmemiş. Bu nedenle gurbet var. 4 erkek 1 kız olmak üzere 5 kardeşiz. Dedemin adı Tayyip olduğundan ve Recep ayında doğduğumdan ismimi “Recep Tayyip” olarak koymuşlar.
Hayatımın önemli bir bölümü İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden biri olan Kasımpaşa’da geçti.
İlkokulu Piyale Paşa İlkokulu’nda okudum. Okul yıllarında okul harçlığımı temin etmek için kağıtlı şeker satardım.

İlkokul 5. sınıfta iken din kültürü derslerimize giren okul müdürümüz (Allah rahmet eylesin) İhsan Aksoy, o dersteki başarım sebebiyle bir gün omzumdan tutarak sınıfın penceresine yaklaştırdı. Haliç’in karşısında bir yeri göstererek “seni o gördüğün okula gönderelim” dedi. Orası İstanbul İmam Hatip Okulu idi. Böylece, 1965 yılında Piyale Paşa İlkokulu bitmiş, artık İmam Hatip Lisesi yıllarım başlamıştı.


Okuldaki şiir okuma yarışmalarına, liseler arası münazaralardan,kompozisyon yarışmalarına; atletizmden, futbol turnuvalarına kadar her türlü sportif, sosyal ve kültürel etkinliklere zevkle, kazanma azmi ve gayretiyle katılırdım.

Yatılı okudum. Babam haftada 2,5 TL. verirdi. Hafta sonlarında top sahalarına gider, su satardım. Yol parası vermemek için Kasımpaşa’dan Eminönü’ne yürüyerek gider, nane, limon ve okaliptüs şekerlemeleri alıp satardım. Bunun yanında,akşamdan bayat simit alırdım, anneciğim onu buhara yatırırdı. O zaman simit 10 kuruştu. Ben 2,5 kuruşa tanesini alır, 5 kuruşa satardım. Ayrıca okulda da kart postal satardım. O zamanın parasıyla haftada 5 TL. taksitle ilk kitabımı aldım.

15 yaşında Camialtı Spor Kulübünden transfer teklifi aldım. 1969 yılında transferime o günün parası ile 1.000 TL. ödenmişti. Camialtı Spor Kulübünde oynarken İstanbul genç karmasına seçildim.

Rahmetli babam futbolun eğitim hayatımı menfi etkileyeceğini düşündüğünden bana izin vermezdi. Hep gizli gizli oynardım. İstanbul genç karmasındayken veli muvafakatini imzalamadığı için Türkiye şampiyonasına gidemedim.

İmam Hatip Okulu’ndan 1973 yılında mezun oldum. Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesini kazandım. Bu arada Camialtı Spor Kulübünden İ.E.T.T’ye transfer oldum. Belediyeciliğim ilk olarak İ.E.T.T ile başlamış oldu. 1976 yılında İ.E.T.T futbol takımı İstanbul şampiyonu oldu. 12 Eylül 1980 sonrası İ.E.T.T’den ayrılmak zorunda kaldım. 16 senelik futbol hayatıma 12 Eylül 1980 sonrası noktayı koymuştum.

Üniversite yıllarında aktif sosyal ve siyasi hayatın içinde yer almaya başlamıştım. Milli Türk Talebe Birliğindeki görev yıllarımdan sonra, 1976 yılında M.S.P Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığına ve aynı yıl MSP İstanbul İl Başkanlığına seçildim.

1977 yılında bir konferans münasebetiyle tanıştığım Emine Hanım’la 4 Temmuz 1978’de evlendik. Evliliğimizden 2 erkek, 2 kız olmak üzere 4 çocuğumuz oldu. Ahmet Burak, Necmeddin Bilal, Esra ve Sümeyye.

12 Eylül 1980’de İ.E.T.T’den ayrılınca özel sektörde çalışmaya başladım. Bir müddet özel sektörde çalıştıktan sonra 1982 yılında askere gittim. Yedek subay eğitimimi Tuzla’da yaptım. Dağıtımda Hastal’da 77. piyade alayına düştüm. Karargâh subayı olarak askerliğimi tamamladım. Yedek subaylıktan aldığım maaş özel sektörden aldığım maaşın yarısı kadardı. Özel sektördeki işverenim askerlik süresince diğer yarı maaşımı bana ödedi. Bu benim için ayrı bir güzellik, tatlı bir hatıra idi. Askerlik sonrası aynı şirkette yaklaşık 1,5 sene çalıştım. Daha sonra müsaade alarak başka bir şirkette Genel Müdür olarak göreve başladım. Bir süre sonra da halen devam etmekte olan işimizi kurduk.

12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra 1983 yılında kurulan RP ile siyasi hayatım tekrar başlamış oldu. 1984 yılında Beyoğlu İlçe Başkanı, 1985 yılında da İl Başkanı ve M.K.Y.K üyesi seçilmiştim. 30 yaşındaydım. Başarmak için gece-gündüz çalışıyorduk. Birbirine kenetlenmiş, başarıya inanmış iyi bir ekibimiz vardı. Siyasette başarıyı yakalamak çok önemliydi. Şuna inanmıştım: “Siyaset hayat kurtarmaktır.” İçinde yaşadığımız toplumda binlerce, on binlerce, yüz binlerce, hatta milyonlarca insanın refah ve mutluluğunu sağlamak için siyaset yapmak ve başarmak zorundaydık.

1984–1994 yılları arasında bir çok seçimlere girdik. 1986 ara seçimlerinde milletvekili adayı oldum. 1989 yılında Beyoğlu ilçesinden belediye başkan adayı oldum. Farklı bir seçim kampanyası ile başarıyı yakalamıştık. İlk defa hanımlar komisyonu aktif rol alıyordu. Çeşitli eleştiriler de almıyor değildik. Ama zaman bizi haklı çıkardı. 1989 seçimlerinden 2. parti olarak çıkmıştık. Kazanmaya azmetmiştik, çünkü biz kısa mesafe koşucusu değildik, maraton koşucusuyduk. Bizim maratonumuz öyle bir maraton ki “İlanihaye” devam edecekti.

1991 senesinde tekrar milletvekili adayı oldum. Seçimi kazandık. Mazbatayı aldım ve milletvekili oldum. Tercihli oy sistemi nedeniyle yüksek seçim kurulu mazbatamızı iptal etti.

27 Mart 1994 seçimlerine kadar İstanbul İl Başkanlığı görevimi sürdürdüm. Nihayet 27 Mart 1994 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldum. Seçim çalışmasındaki kampanyamız ses getirince medyadan da sesler yükselmeye başladı. Medyanın hedef tahtası haline gelmiştim. “Vay Tayyip Ağa vay”, “Tayyip’in Vilları” gibi manşetler gazetelerde çıkmaya başlamıştı. Sürmanşetten bu tür aslı olmayan yazılar adeta beni, arkadaşlarımı ve Teşkilatımızı kamçılıyordu.

Neticede 27 Mart 1994 seçimlerinde halkımızın teveccühü ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiştim.

Konuşmalarıma genelde ezberimde olan şiirlerden bir dörtlük okuyarak başlardım. 1997 yılının Aralık ayının 12’sinde davet üzerine gittiğim Siirt’te de mitinge iştirak ettim. Konuşmama her zaman olduğu gibi bir dörtlük okuyarak başladım. Aynı dörtlüğü o tarihten birkaç ay önce Osmaniye mitinginde de okumuştum.

Bu şiir nedeniyle Diyarbakır DGM’de yargılanmaya başladım. Ben Ziya Gökalp’in yazdığı şiiri okuduğum için 'Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmekten' (TCK 312/2) mahkum edilmiştim...

Verilen ceza kesinleşince, 4,5 yıl onurla taşıdığım Belediye Başkanlığı görevime veda ettim. 26.Mart.1999 Cuma günü on binlerce insan, binlerce araba eşliğinde Pınarhisar cezaevinde dört aylık zorunlu istirahata çekildim.

Benim cezaevi günlerim 24 Temmuz 1999 gecesi bitmişti. 'Seçilme hakkı'ndan mahrum edilmiştim."

Tayyip Erdoğan, daha sonra Fazilet Partisi'nin kapatılmasının ardından bu partinin Meclis Grubunu oluşturan milletvekillerinin büyük bir kısmıyla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi'ni kurarak genel başkanı oldu.

4323
0
0
Yorum Yaz