<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Tüm güzellikler sizin olsun dağları bana verin yeter</title>
        <description>yaşamın kıyısına ulaşmışsanız eğer güzellikleri farketmişsiniz demektir.Hayatın ne kadar yaşanılması hoş ve değerli olduğunu hissetmişsiniz anlamışsınız demektir.eee diyeceksiniz ki illa ki yaşamın kıyısına mı ulaşmamız ,adrenalinin yükselmesimi gerekir.hayır çevremize farklı bir açıdan bakarsanız bunu farkedersiniz zaten.Mevlana bunu farketmiş ve anlatmaya çalışmıştır.ama anlamak için filozof veya bilimadamı olmak şart değil sıradan bir ayakkabı boyacısı bile farkedebilir.hani derler ya bakmakla görmek arasında fark var .hah işte bunu anlatmaya çalışıyorum ben</description>
        <link>http://kirklareli39.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 02:26:41 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Sultanahmet</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/sultanahmet_9488421.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/sultanahmet_9488421.html</guid> 
            <description>
&lt;P&gt;Sultanahmet binlerce yıllık tarihin önemli merkezlerinden biridir. Binlerce yıllık bu tarihin merkezini &lt;STRONG&gt;Hipodrom Meydanı&lt;/STRONG&gt; olarak kabul edersek, bu merkezde durup çevremize baktığımızda &lt;STRONG&gt;Mısır&lt;/STRONG&gt;, &lt;STRONG&gt;Roma&lt;/STRONG&gt;, &lt;STRONG&gt;Bizans&lt;/STRONG&gt; ve &lt;STRONG&gt;Osmanlı&lt;/STRONG&gt; tarihine tanıklık yapmış olan bu uygarlıkların, &lt;STRONG&gt;Ayasofya&lt;/STRONG&gt;, &lt;STRONG&gt;Sultanahmet Camii&lt;/STRONG&gt;, &lt;STRONG&gt;Yerebatan Sarnıcı&lt;/STRONG&gt;, &lt;STRONG&gt;Arkeoloji Müzesi&lt;/STRONG&gt;, &lt;STRONG&gt;Topkapı Sarayı&lt;/STRONG&gt;, &lt;STRONG&gt;Hipodrom&lt;/STRONG&gt;, &lt;STRONG&gt;Dikilitaş&lt;/STRONG&gt; gibi eserlerin bir çırpıda gözlerimizin önüne serildiğini görürüz.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İstanbul, kurulduğu günden bu yana bu çevreden idare edildi&amp;#8230; En görkemli ibadethaneler, saraylar, meydanlar, anıtlar hep burada yer aldı&amp;#8230; &lt;STRONG&gt;Sultanahmet&lt;/STRONG&gt; ve çevresi, tam anlamıyla &amp;#8216;imparatorlukların kalbi&amp;#8217; ve &amp;#8216;imparatorların tahtı&amp;#8217; idi&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İstanbul&amp;#8217;da tarihi üçgen yarımadanın uç kısmının oluşturan Sultanahmet Bölgesi, tarih boyunca hep en önemli ve en makbul yerleşim bölgesi idi. Roma ve Bizans hanedanları saraylarını buraya, Marmara Denizi&amp;#8217;nin düz manzarasına bakan yamaçlarına oturtmuşlardı. Osmanlılar ise sarayları için daha geniş açılı ve değişik perspektifli bir köşeyi seçti&amp;#8230; (&lt;STRONG&gt;Topkapı Sarayı&lt;/STRONG&gt;) Yarımadanın burun kısmı, hem Boğaziçi&amp;#8217;ni, hem Marmara&amp;#8217;yı görüyordu. Saray çevresinin en güzel binalarla donatılması da doğal olarak çok normaldi.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;19. Yüzyıl&amp;#8217;a kadar, 400 yıl, Sultanahmet Bölgesi birbirinden güzel yapılarla ve yemyeşil tabiat dokusuyla donandı. 1830&amp;#8242;lardan itibaren padişahların Boğaziçi saraylarına göç etmesiyle, Sultanahmet sönükleşti&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;XX. Yüzyıl başında şehre yeni bir hapishane gerektiği zaman, bunun için uygun bulunan ilk yer, sönük ve terk edilmiş Sultanahmet oldu&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;1800&amp;#8242;lü yıllar başına kadar şehrin kültür ve sanat açısından bu en değe.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/sultanahmet_9488421.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 25 Feb 2008 17:59:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Fener ve Balat</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/fener-ve-balat_9488231.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/fener-ve-balat_9488231.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Bu bölge, tarih boyunca ağırlıklı olarak Musevilerin, özellikle de &amp;#8220;Sefaradim&amp;#8221; diye adlandırılan İspanyol Musevileri&amp;#8217;nin yaşadığı bir merkez olarak bilinmektedir. Musevilerin dışında Rumlar, Ermeniler ve Türkler de Balat&amp;#8217;ta yaşamışlardır. Semtte yaşayan bu dört ayrı grubun dinsel ve kültürel izleri Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin küçük birer örneği olarak karşımıza çıkar.&lt;BR&gt;Balat&amp;#8217;ta özellikle Ortodoks Rumlar&amp;#8217;ın kiliselerine, ayazmalarına ve okullarına rastlamak mümkündür. Bu tarihi semt bugün ise Türkler&amp;#8217;in yoğunlukta olduğu fakir bir yerleşim bölgesi durumunda. Semtte bugün için azınlık nüfusa rastlamak pek mümkün değil. Eskiden Rum, Ermeni ve Musevilerin yaşadığı ve üç katlı cumbalı evler de hala ayakta ancak pek çoğu bakımsız.&lt;BR&gt;İstanbul&amp;#8217;un en eski semtlerinden biri olan Balat, Haliç&amp;#8217;in Güney kıyılarında Fener ve Ayvansaray arasında yer alır. Coğrafi konumu, tarihsel özellikleri, demografik yapısı itibariyle Tarihi Yarımada içinde önemli bir yeri olan Balat&amp;#8217;ın, Bizans&amp;#8217;tan günümüze sahip olduğu kozmopolit kültürü dikkat çekicidir. Uzun yıllar bu çok kültürlülüğü içinde barındırması münasebetiyle, kültürel ve mimari yapı da nasibini bundan fazlasıyla almıştır&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;BALAT TARİHİ&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Balat&amp;#8217;ın tarihi, özellikle Musevi mahallesi olarak Bizanslılara kadar dayanmaktadır. Osmanlılar döneminde de Yahudi yerleşmesi olan Balat; mimari yapısı, içinde bulunan kilise ve sinagogları, esnafı, hamamı ve çarşısıyla sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan İstanbul&amp;#8217;un yaşayan semtlerinin başında gelmiştir.&lt;BR&gt;Museviler için Balat bölgesinin her zaman tarihi bir önemi olmuştur. Bunun nedeni, yüzyıllardan beri İstanbul&amp;#8217;a göç eden veya sürgün olan bütün Musevilerin buraya yerleşerek kendi aralarında kaynaşmalarıdır. Böylece her yüzyılda olduğu gibi fetihten sonra da Makedonya&amp;#8217;dan ve İspanya&amp;#8217;dan göç eden Museviler bu semte yerleşmişlerdir... ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/fener-ve-balat_9488231.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 25 Feb 2008 17:56:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Nefsin Mertebeleri</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/nefsin-mertebeleri_7641661.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/nefsin-mertebeleri_7641661.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Sülûk, insan benliğinin sonsuza yöneltilmesi, bir baksa deyimle nefsin, ölümlü niteliklerden kurtarılıp tanrısal niteliklerle donatılması olayıdır. Böyle olduğu içindir ki, tasavvufta sülûkun evreleri nefsin mertebeleri olarak gösterilmiştir.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;Birinci aşama, Nefs-i Emmare: &lt;/B&gt;Sufilerin emmare neftsen anladıkları şudur: &quot;Bedeni hazlara eğilimli, lezzet ve şehvetle emreden, kalbi sufli yöne çeken kuvvet.&quot; &lt;I&gt;(Gümüşhanevi, nefs&lt;/I&gt; &lt;I&gt;bahsi) &lt;/I&gt;Bu nefsin seyri Allah'adir (seyr illah). Alemi, şehadet (dünya) alemi, yeri göğüs, hal ve varid (içe doğan manalar)'i şeriattir. Nefs-i emmare, ruhun durdurucu, zaptedici gücünden büsbütün kurtulmuştur. Hiçbir kayıt ve hesap tanımaz. İki şeye şiddetle sarılır ve onları besler: Heva, bencillik.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&quot;Heva, bedeni icaplara yönelip, yüce oluşlardan nefret etmek ve sufli oluşlara koşmak meylini ifade eder. Enaniyete gelince onu &quot;kula ait her şeyin kendisine izafe edildiği b.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/nefsin-mertebeleri_7641661.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 05 Feb 2008 11:59:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Recep Tayyip Erdoğan Hayatı</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/recep-tayyip-erdogan-hayati_7320661.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/recep-tayyip-erdogan-hayati_7320661.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Aslen Rize&amp;#8217;li olup 26 Şubat 1954 yılında Kasımpaşa&amp;#8217;da doğdum. Rahmetli babam Ahmet bey deniz yollarında kıyı kaptanlığı yapardı. Babam 13 yaşında Rize&amp;#8217;den İstanbul&amp;#8217;a gelmiş. Çünkü o zaman hayat şartları Rize&amp;#8217;de çok kötü, iş yok. O zamanlar çay daha Rize&amp;#8217;ye girmemiş. Bu nedenle gurbet var. 4 erkek 1 kız olmak üzere 5 kardeşiz. Dedemin adı Tayyip olduğundan ve Recep ayında doğduğumdan ismimi &amp;#8220;Recep Tayyip&amp;#8221; olarak koymuşlar. &lt;BR&gt;Hayatımın önemli bir bölümü İstanbul&amp;#8217;un en eski yerleşim yerlerinden biri olan Kasımpaşa&amp;#8217;da geçti. &lt;BR&gt;İlkokulu Piyale Paşa İlkokulu&amp;#8217;nda okudum. Okul yıllarında okul harçlığımı temin etmek için kağıtlı şeker satardım.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İlkokul 5. sınıfta iken din kültürü derslerimize giren okul müdürümüz (Allah rahmet eylesin) İhsan Aksoy, o dersteki başarım sebebiyle bir gün omzumdan tutarak sınıfın penceresine yaklaştırdı. Haliç&amp;#8217;in karşısında bir yeri göstererek &amp;#8220;seni o gördüğün okula gönderelim&amp;#8221; dedi. Orası İstanbul İmam Hatip Okulu idi. Böylece, 1965 yılında Piyale Paşa İlkokulu bitmiş, artık İmam Hatip Lisesi yıllarım başlamıştı.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Okuldaki şiir okuma yarışmalarına, liseler arası münazaralardan,kompozisyon yarışmalarına; atletizmden, futbol turnuvalarına kadar her türlü sportif, sosyal ve kültürel etkinliklere zevkle, kazanma azmi ve gayretiyle katılırdım.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yatılı okudum. Babam haftada 2,5 TL. verirdi. Hafta sonlarında top sahalarına gider, su satardım. Yol parası vermemek için Kasımpaşa&amp;#8217;dan Eminönü&amp;#8217;ne yürüyerek gider, nane, limon ve okaliptüs şekerlemeleri alıp satardım. Bunun yanında,akşamdan bayat simit alırdım, anneciğim onu buhara yatırırdı. O zaman simit 10 kuruştu. Ben 2,5 kuruşa tanesini alır, 5 kuruşa satardım. Ayrıca okulda da kart postal satardım. O zamanın parasıyla haftada 5 TL. taksitle ilk kitabımı aldım. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;15 yaşında Camialtı Spor Kulübünden transfer teklifi aldım. 1969 yılında transferime o günün.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/recep-tayyip-erdogan-hayati_7320661.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 01 Feb 2008 14:43:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>oscar ödülü</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/oscar-odulu_6665391.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/oscar-odulu_6665391.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;California eyalet kanunlarına uygun&amp;nbsp; olarak 4 mayıs 1927&amp;#8217;de kurulan ABD Sahne Sanatları ve Bilimler Akademisi, 11 mayısta toplanarak sanatçılara bir ödül verilmesini kararlaştırdı.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;Metro Goldwyn Mayer'de sanat yönetmeni olan Cedric Gibbon, bir film makarası üzerine, elinde haçlı kılıç tutan bir şovalyenin taslağını çizdi.&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Film makarasının beş halkası da Oscar Ödülleri&amp;#8217;nin verildiği beş ana dalı temsil etti. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;George Stanley adlı heykeltıraş tarafından 1928 yılında taslağı yapılan heykelin adı, Akademi'nin sekreterinin &amp;#8220;Oscar Amca'ma ne kadar çok benziyor&quot; demesiyle Oscar olarak kaldı. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İlk 36 üyesi arasında Douglas Fairbanks ve Louis B. Mayer gibi dönemin ünlü film yayımcılarının da yeraldığı Akademi&amp;#8217;nin aralarında sanatçılar, sanat yönetmenleri ve editörlerin de olduğu 5 binin üzerinde üyesi bulunuyor. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;İlk törene 250 kişi katıldı&lt;/STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İlk Oscar Ödülü töreni, 16 mayıs 1929'da Hollywood Roosevelt Otel Blassom Room'da yapıldı. Gecenin biletleri 10 dolardan satıldı ve törene 250 kişi katıldı. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ödül töreninin yapıldığı gece saat 23.00'te basına açıklanan sonuçlar için 1940 yılından bu yana zarf sistemi uygulanıyor. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;İlk naklen yayın&lt;/STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İkinci Dünya Savaşı&amp;#8217;ndaki ABD askerlerinin töreni dinlemesi için ilk defa 1943 yılında Los Angeles Radyosu tarafından dünyaya duyurulan törenlerin, televizyondan naklen yayınlanması ise ilk olarak 19 mart 1953'te oldu ve programı, Bob Hope sundu. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width=230 align=right border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD width=10&gt;&amp;nbsp.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/oscar-odulu_6665391.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 24 Jan 2008 12:38:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kızılderili Atasözleri</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/kizilderili-atasozleri_6436961.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/kizilderili-atasozleri_6436961.html</guid> 
            <description>&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Beyazların Amerika&amp;#8217;ya adım atmasıyla kaderleri değişen ve asimilasyona uğrayan 
Kızılderililerin bazı sözleri, yüzlerce yıl öncesinden günümüze bilgelik 
taşıyor.&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir kızılderili atasözü, &quot;Nimet de külfet de büyük ruhun 
elindedir.&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bazen onun külfeti bizi nimetinden daha fazla akıllandırır&quot; 
derken, bir başka atasözü ise &quot;Derinin rengi insanları farklı kılmaz. İyi 
iyidir, kötü kötüdür. Büyük yaratıcı hepimizi kardeş olarak yaratmıştır&quot; 
ifadesiyle eşitliğin ve kardeşliğin değerini gözler önüne seriyor.&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 
Kızılderili ritüelleri ile &quot;Oturan Boğa&quot;, &quot;Geronimo&quot;, &quot;Dinelen Ayı&quot;, &quot;Çılgın 
At&quot;, &quot;Kara Şahin&quot;, &quot;Tepen kuş&quot;, &quot;Kırmızı Bulut&quot; ve &quot;Gümüş Bıçak&quot; gibi ünlü 
kızılderili şefleri hakkında bilgiler de verilen yazıda, Apache, Siouw, 
Cherokee, Kara Ayak, Comanche, Arapaho, Mohican ve Cheyenne gibi ünlü 
kızılderili kabilelerinin yüzyıllardan süzülüp gelen ata sözleri de yer alıyor. 
Kızılderili kültürü ile inanışlarını da yansıtan bilgelik dolu atasözlerinden 
bazıları şöyle:&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Ağlamaktan korkma. Zihindeki ıstırap veren 
düşünceler gözyaşı ile&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; temizlenir. &lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Arkamdan yürüme, ben 
öncün olmayabilirim. Önümde yürüme takipçin&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; olmayabilirim. Yanımda yürü 
böylece ikimiz de eşit oluruz.&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bir düşman çok, yüz dost azdır. 
&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap. Eğer onu yenersem utanç 
duymamayım.&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Derinin rengi insanları farklı kılmaz. İyi iyidir, kötü 
kötüdür. Büyük&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; yaratıcı hepimizi kardeş olarak yaratmıştır.&lt;br&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 
&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Su gibi olmalı.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/kizilderili-atasozleri_6436961.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 21 Jan 2008 15:07:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Konfüçyus</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/konfucyus_6066491.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/konfucyus_6066491.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;&lt;B&gt;Konfüçyüs&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Büyük Çin bilgesi, filozof, siyasal yönetici ve Çin tarihinde resmi din olarak kabul edilen öğretilerin kuramcısı Konfüçyüs, M.Ö 551 yılında, Lu kentinde -şimdiki Shantung eyaletinde doğdu. Chou hanedanlığı döneminde (M.Ö. 1027-256), Hristiyanlığın doğuşundan yaklaşık beş yüz yıl önce yaşadı. Küçük yaşlardayken babası ölünce, annesi tarafından mütevazı koşullarda büyütüldü. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ambar bekçiliği ve kamu arazisi yöneticiliği yaptı ama asıl isteği, Chou hanedanlığının ilk zamanlarına özgü ahlak değerlerini yaymak, bu hanedanlığın kuruluş döneminde hüküm süren iki kralın, Wen ile Wu'nun ülkülerini yeniden canlandırmaktı. Ama onun dönemi zorlu bir dönemdi. Chou hanedanlığının ilk yıllarının ayırıcı özelliği olan siyasal birlik, siyasal güç, hanedanlığı oluşturan kent devletleri arasındaki çatışmalarla, hanedanlıktan olmayan devletlerin yayılmacı saldırılarıyla, dağlarla vahşi bölgelerden gelen göçebe toplulukların akınlarıyla büyük ölçüde örselenmişti. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Konfüçyüs'ün kenti Lu işgalcilerin denetimi altına girmişti.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/konfucyus_6066491.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 16 Jan 2008 16:16:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Albert Einstein Hayatı</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/albert-einstein-hayati_6001081.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/albert-einstein-hayati_6001081.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;&lt;STRONG&gt;Albert Einstein Hayatı&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;&lt;STRONG&gt;1879 yılında doğan Albert Einstein Almanya'daki okulların sıkı disiplininden ve Alman sisteminin militarist olmasından mutsuz olarak 16 yaşında İsviçre'ye gitti. &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;&lt;STRONG&gt;İnsanlık tarihinin en yaratıcımzekâlarından oduğu daha sağlığında kabul edilen Alman asıllı ABD&amp;#8217;li fizikçi. 20. Yüzyılın başlarında geliştirdiği kuramlarıyla ilk kez kütle ile enerjinin eşdeğerliliğini kanıtlamış, ayrıca uzay, zaman ve kütleçekimi üzerine tümüyle yeni düşünme yolları önermiştir. Özellikle görelilik ve kütle çekimi kuramları, Newtondan sonra fizik alanında yeni bir çığır açmış, bilimsel ve felsefi araştırmaları baştan aşağı değiştirmiştir. 1921&amp;#8217;de Nobel Fizik Ödülü&amp;#8217;nü almıştır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;BİLİME KATKILARI&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Einstein&amp;#8217;ın 1905&amp;#8217;te Annalen der Physic&amp;#8217;te yayımladığı &amp;#8220; Über die von der molekularkinetinhen Theorie der Wärme geforderte Bewegung von in ruhenden Flüssigkeiten suspendierten Teilchen&amp;#8221; ( Durağan bir sıvı içindeki asıltı parçacıklarının Moleküler kinetik kuramı çerçevesindeki hareketleri üzerine ) başlıklı makalesi Brown hareketi üzerineydi. 1827&amp;#8217;de.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/albert-einstein-hayati_6001081.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 15 Jan 2008 16:34:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Telefon Nasıl İcat Edildi?</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/telefon-nasil-icat-edildi_5563811.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/telefon-nasil-icat-edildi_5563811.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;XIX. yüzyılın son çeyreğinde Morse telgrafı standart araçları, kuralları ve uzmanlarıyla tam örgütlenmiş bir kamu hizmeti durumuna gelmişti. Ve sayısız araştırmacılar daha da geliştirmek için harıl harıl çalışmaktaydılar. Çabaları özellikle iki yön izlemekteydi: En kısa zamanda masrafları karşılayacak azami hızı ulaşımda sağlamak; bir de Morse alfabesini bir yana bırakıp mesajları normal yazıyla alabilmek&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;Birincisini duplex (çift taraflı haberleşme) tekniğiyle yani her iki yönden birden mesaj göndermek yoluyla sağladılar. Bu güzel icat iki kişinin eseri oldu: Wheatstone (1852) ve Amerikalı Stearns (1868). Ünlü Thomas Edison da bunu 1871&amp;#8242;de guadruplex sistem haline soktu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İkinci sorun için ilk çözüm bulan İngiliz Davit Hughes (1831-1900) oldu.1855&amp;#8242;te alfabenin harflerine karşılık olan bir klavye teklif etti. Ama yine de en köklü çözüm yolunu basit bir telgraf teknisyeni olan Fransız Emile Baudot (1845-1903) gösterdi. 187.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/telefon-nasil-icat-edildi_5563811.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 09 Jan 2008 12:11:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Süleymaniye'nin Sırları</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/suleymaniye-nin-sirlari_4783406.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/suleymaniye-nin-sirlari_4783406.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İhtişamlı bir devre haşmetli eserlerle mühür basan Mimar Sinan'ın ustalığı, kalfalık dönemi eseri olan Süleymaniye Camisi'nde uyguladığı mimari inceliklerle de hayranlık yaratıyor. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;
&lt;P&gt;Süleymaniye Camii'nin az bilinen mimari inceliklerine ilişkin bilgi veren cami imamı Mehmet Sevinç, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1550 yılında Mimar Sinan'a yaptırılan caminin külliyesi ile birlikte 1557 yılında tamamlandığını ve mimarisinde sergilenen ihtişamın Osmanlı İmparatorluğu'nun yükseliş dönemindeki ihtişamla örtüştüğünü belirtti. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;
&lt;P&gt;Mimar Sinan'ın, camide verilen vaazın duyulması için akustik sistemi üzerinde çalıştığını, sesin bir noktadan çıkarak caminin her köşesine eşit şekilde dağılması için çaba gösterdiğini anlatan Sevinç, usta mimarın, bu amaçla Anadolu'da kullanılan turşu küplerinden içi boş 65 tanesini ağızları aşağıya bakar vaziyette ana kubbenin etrafındaki duvarlara yerleştirdiğini ve küplerin aralarını da yumurtanın akıyla sıvadığını söyledi. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;
&lt;P&gt;Sevinç, bir rivayete göre Mimar Sinan'ın, akustiğin temini için camide nargile içtiğini, durum Kanuni Sultan Süleyman'a şikayet edilince padişahın hışımla gelip baktığını ve Mimar Sinan'a bunun sebebini sorduğunu, Sinan'ın da ''Sultanım bakınız bunun içerisinde tömbeki yoktur, sadece su vardır. Bu, çektiğim zaman fokurdayan suyun sesinin kubbeye nasıl ulaştığı ve caminin her noktasına eşit vaziyette nasıl dağıldığını temin için yaptığım bir çalışmadır'' diyerek çalışmasıyla ilgili bilgi verdiğini anlattı &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;İS ODASININ SIRRI&lt;/STRONG&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;
&lt;P&gt;Camii'nin diğer bir özelliğinin de Mimar Sinan'ın ilk olarak buraya is odası yapması olduğunu kaydeden Sevinç, yapıldığı dönemde elektrik olmadığı için camiinin 275 adet kandil ve bunlara ek olarak mihrabın 2 yanına yerleştirilen de.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/suleymaniye-nin-sirlari_4783406.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 11 Dec 2007 13:56:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>10 000 yıllık japon piramidi</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/10-000-yillik-japon-piramidi_4694670.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/10-000-yillik-japon-piramidi_4694670.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 10 BIN YILLIK JAPON PIRAMIDI&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Japonya''da, Yonaguni''de denizin derinliklerinde bulunan ve &quot;insan yapısı&quot; oldugu izlenimi veren tapınak benzeri binalar acaba Prof. Hernandez'in teması sırasında anlatılan kıtaları ayrılması ve hareketi ile Atlantisin bugünkü noktasından uzaklasmış yine Atlantislilere ait bir baska dev piramitmi? Belkide piramitleri inşa edenler Atlantislilerdi, kimbilir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;1985 yılında Japonya&amp;#8217;nın Okinawa Adası yakınlarındaki Yonaguni&amp;#8217;nin açıklarında dalış yapan bir balıkadam, hiç beklemediği bir görüntüyle karsılaştı. Suyun metrelerce altında, dipte, derinlere doğru alçalan basamaklarıyla garip bir antik kalıntı uzanıyordu önünde. Ilkin göz yanılması sandı, basamaklara yaklaşıp inceledi, yapının çevresini dolaştıkça şaşkınlığı daha da arttı. Bilinmez bir zamandan beri suyun altında yattığı belli olan bu basamaklı yapı, düzenli kıvrımlara, son derece hassas açılara sahipti. Balıkadam, sudan çıkar çıkmaz bildiği her yere bu buluşunu haber verdi. Yonaguni sularının dibindeki bu esrar.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/10-000-yillik-japon-piramidi_4694670.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 28 Nov 2007 14:15:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Doğa Yasaları Üzerine</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/doga-yasalari-uzerine_4687270.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/doga-yasalari-uzerine_4687270.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Nasrettin Hoca eşeğini yitirmiş. Çarşı pazar dolaşırken &quot;Benim eşeği bulana, yularıyla, semeriyle birlikte bağışlayacağım&quot; diye yeminler edermiş. Birileri yolunu kesmiş:&quot; Hoca! Yuları,semeriyle birlikte bağışlayacak olduktan sonra eşek bulunmuş bulunmamış, sana ne yararı olur?&quot; diye sormuşlar. Hoca gülümsemiş: &quot;Bulmanın tadını unutmayın!&quot; Büyük Democritos da &quot;Pers kralı olmaktansa bir doğa yasası bulmayı yeğlerim&quot; demişti. Bunu da unutmayın!&lt;BR&gt;Doğa Yasası Ne demektir? Doğa yasaları kesinlikleri mi dile getirir? Doğa yasaları nasıl keşfedilir?Doğa yasalarının özellikleri nelerdir?Nedensellik bir doğa yasası mıdır?&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Doğa yasası deyince aklınıza neler geliyor? Boyle Yasası, Avogadro Yasası, korunum yasaları gibi&amp;#8230; Örneğin yüklerin korunumu: Doğada yükler korunur. Yani doğanın bir bölümünde ne kadar pozitif yük yok olursa aynı sayıda pozitif yük doğanın öteki bölümünde ortaya çıkar. Kütle ve enerji toplamının korunumu gibi. Madde enerjiye, enerji maddeye dönüşmekte;ama bunların toplamı sabit kalmakta, yani korunmakta.&lt;BR&gt;Yasa, tekil gerçekliği aşan bir bildirimdir. Tümel bir sav güder;belli bir tipteki tüm cisimlere ilişkin bir gerçeklik isteğiyle ortaya çıkar.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Doğa Yasaları Üzerine&lt;BR&gt;Bir doğa yasası ne demektir?Doğa yasası, kesin ve değişmez midir? Doğa yasaları nasıl keşfedilir? Nedensellik bir doğa yasası mıdır? Olasılık genliği ne anlama gelir? Newton'ın ve Einstein'in doğa anlayışı aynı mıdır? Kuantum kuramının doğa anlayışı ile Einstein'inki hangi açılardan farklıdır?&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Doğa anlayışımız değişti. 19. yy ile 21. yy doğa kavramı farklı içeriktedir. Her şeyden önce uzay ve zaman kavramlarımız değişti. Kaba 'nesnel gerçek' anlayışımız değişti. Evet elektron da ışık da 'nesnel gerçek';ama onlar blardo toplarından,üç boyutlu &quot;nesne&quot;lerden çok farklı davranışlar gösteriyor. Kuantum nesnelerde karşılaştığımız belirsizlik ilkesi,doğanın bir özelliği,bizim yetersizliğimizin bir gösterge.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/doga-yasalari-uzerine_4687270.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 27 Nov 2007 15:01:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Çin Atasözleri</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/cin-atasozleri_4550043.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/cin-atasozleri_4550043.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;A&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Akan su asla kokmaz, kapı menteşesi paslanmaz. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Aşırı kalabalık tavuk kümesi normalden az yumurta üretir. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ata eyeri ile kıymet biçme. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ancak durgun su, yıldızları yansıtır. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, çok akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun, yaprakları yine de yere dökülür. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Akıllı adam deliyi azarlamaz.&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Akla sırt çevirmektense ölmek daha iyidir.&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Anlatırsanız unuturum, &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Gösterirseniz hatırlarım, &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yaptırırsanız anlarım. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Açlık yemekle, bilgisizlik okumakla giderilir.&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ağaç yıkılınca gölge olmaz.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;B&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Başarı belki insana çok şey öğretmez, fakat başarısızlık çok şey öğretir. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Baozi&amp;#8217;nın&amp;nbsp; tadı üzerindeki kat sayısına gore değildir. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen bir aptaldır. Ondan sakının.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bilmeyen ve bilmediğini bilen bir öğrencidir. Ona öğretin.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır. Onu uyandırın.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bilen ve bildiğini bilen akıllıdır. Onu izleyin. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bin kilometrelik bir yolculuk ilk adımla baslar. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bir adamdan şüpheleniyorsan onu işe alma, işe alıyorsan ondan şüphelenme. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bir kere kaplanın sırtına bindin mi inmek zordur. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bir köpek bir şeye havlar, diğerleri de ona. &lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bir oyun oynayacaksan oyunun kurallarını, hisseleri ve bitiş zamanını önceden belirle.&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/cin-atasozleri_4550043.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 08 Nov 2007 13:30:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>YURT DIŞINDA ÖRF VE ADETLER</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/yurt-disinda-orf-ve-adetler_4550014.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/yurt-disinda-orf-ve-adetler_4550014.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;* Yunanistan 'da sakın Türk kahvesi istemeyin. Türk kahvesinin adı bu ülkede Yunan kahvesidir. &lt;BR&gt;* Nepal 'de ayak üzerinden atlamayın. Kötülüğü simgeler. &lt;BR&gt;* Şili 'de lokantada ellerinizi karnınızın üzerine koyun. Yoksa servis yapmazlar. &lt;BR&gt;* Japonya 'da üç kişinin resmini çekmeyin. Şansınız kapanır. &lt;BR&gt;* Moğalistan 'da ıslık çalmayın. Kötü ruhları davet etmiş olursunuz. &lt;BR&gt;* Hindistan 'da sokakta tuvaletini yapanlara tepki göstermeyin. Yasaldır. &lt;BR&gt;* Kolombiya 'da gece sakın kırmızı ışıkta durmayın. Soyulursunuz. &lt;BR&gt;* Çin 'de yere tükürmek serbesttir. Balgamın üzerine basmak yasaktır. &lt;BR&gt;* ABD 'de trafik polisi sizi durdurursa elleriniz direksiyon üzerinde put gibi bekleyin. Hareket ederseniz vurulabilirsiniz. &lt;BR&gt;* Endonezya 'da küçük çocukların başını okşamayın, yoksa zekaları gelişmez. &lt;BR&gt;* Tibet 'te çay bardağını iki elinizle avuçlamazsanız saygısızlık etmiş olursunuz. &lt;BR&gt;* Japonya 'da çatal, kaşık yerine kullanıl** çubukları tabağa çapraz koymak hakarettir. &lt;BR&gt;* Bahama Adaları 'nda çiçekli etek giymek koca arıyorum anlamına gelir. &lt;BR&gt;* Bikini Adaları 'nda bikini giymek yasaktır. &lt;BR&gt;* Çin 'de sakın kadeh kaldırırken &quot;Çin Çin&quot; demeyin. Erkeklik organı anlamına gelir. &lt;BR&gt;* ABD 'de erkek erkeğe öpüşmeyin. Adınız çıkar. &lt;BR&gt;* Rusya 'da erkek erkeğe dudaktan öpmek sevgi ve saygıyı gösterir. &lt;BR&gt;* Endonezya 'da pazarlık sırasında satıcı parayı yere atarsa son fiyat anlamına gelir. &lt;BR&gt;* Nijeryalılara sırtınızı kremletmeyin. Onlara göre beyazların derisi yoktur. &lt;BR&gt;* Panama 'da çok güzelseniz size %20 'ye varan indirim yaparlar. &lt;BR&gt;* Avustralya 'da yaşınız 65 'in üzerindeyse geneleve girmek için sağlamdır raporu gerekir. &lt;BR&gt;* Sumatra 'da küçük çocukların resmini çekmek yasaktır. Dişlerinin gelişmesini önler inancı hakimdir. &lt;BR&gt;* Japonya 'ya seks dergisi sokmak yasaktır. &lt;BR&gt;* Rusya 'da taksi şöförleri ile akademik bir tartışmay.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/yurt-disinda-orf-ve-adetler_4550014.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 08 Nov 2007 13:29:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yaşlı Kadın ve Konfiçyus</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/yasli-kadin-ve-konficyus_3502944.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/yasli-kadin-ve-konficyus_3502944.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;Zalim yönetim&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Dağ başındaki bir kulübede yalnız yaşayan bir yaşlı kadın, Konfiçyus&amp;#8217;a dert yanıyormuş:&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;- Vahşi bir kaplan var buralarda. Neyi görse saldırıp parçalıyor. Onun korkusundan kulübemden çıkamıyorum. Sonunda açlıktan öleceğim. &lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Konfiçyus yaşlı kadına çıkışmış:&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;- Bu ıssız dağ başında tek başına yaşayacağına kentte yaşa. Karşına ne kaplan ne kurt çıkar. &lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Kadın başını sallayıp, Konfiçyus&amp;#8217;a itiraz etmiş,&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;- Ama kentte çok zalim bir hükümdar var,&lt;/B&gt; demiş.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;Kıssadan hisse&lt;/B&gt;- Hukuku yok sayan zalim yönetimler, yırtıcı kaplanlardan daha ürkütücüdür.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;Alıntı : Hürriyet 05.07.2007 Mehmet Barlas&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/yasli-kadin-ve-konficyus_3502944.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 05 Jul 2007 11:40:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Edebiyatımızdaki İlkler</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/edebiyatimizdaki-ilkler_2242496.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/edebiyatimizdaki-ilkler_2242496.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;*İlk yerli tiyatro eseri:Şinasi / Şair Evlenmesi /1859&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;*İlk yerli roman :Şemsettin Sami / Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;*Batılı tekniği uygun ilk roman :Halit Ziya Uşaklıgil/Aşk-ı memnu&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;*İlk çeviri roman :Yusuf Kamil Paşa/ Fenelon&amp;#8217;dan Telemak /1859&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;*İlk köy romanı :Nabizade Nazım / Karabibik&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;*İlk psikolojik roman:Mehmet Rauf / Eylül &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;*İlk realist roman :Recaizade Mahmut Ekrem / Araba Sevdası &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;*İlk resmi Türkçe gazete :Takvim &amp;#821.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/edebiyatimizdaki-ilkler_2242496.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:18:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Louis pasteur un Hayatı</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/louis-pasteur-un-hayati_2242480.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/louis-pasteur-un-hayati_2242480.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Louis Pasteur&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;Doğumu &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;27 Aralık 1822&lt;BR&gt;Fransa / Dole &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;Ölümü 28 Eylül 1895&lt;BR&gt;Fransa / Saint-Cloud&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;Hayatı&lt;STRONG&gt; &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;1846'da Ecole Normale Superieur'ün fen bölümünü bitirdi. 1847'de fizik ve kimya dalında doktora derecesini alan Pasteur, bu yıllarda izomerlik, kristal yapı ve optik etkinlik konularındaki çalışmalarıyla adını duyurmayı başardı. 1848'de Strasbourg Fen Fakültesi'nde yardımcı kimya profesörlüğüne yükseltildi. </description>
            <pubDate>Tue, 13 Mar 2007 10:14:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Serçe Ve Göçmen Kuşun Hikayesi</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/serce-ve-gocmen-kusun-hikayesi_2182241.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/serce-ve-gocmen-kusun-hikayesi_2182241.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Ihanetin adi göçmen bir kusa verilmis, &lt;BR&gt;Sadakatin adi ise; bir serçeye &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Göçmen kus bütün bahar ve yaz boyunca &lt;BR&gt;Küçük köyün üstünde uçmus serçeyle beraber &lt;BR&gt;Küçük sinekleri, kurtlari yemisler, &lt;BR&gt;Kis yagmurlariyla saha kalkmis, derelerden su içmisler. &lt;BR&gt;Masmavi gökyüzünde dans etmisler, &lt;BR&gt;Çiçek açan agaçlara konup, papatya tarlalarinda gezmisler... &lt;BR&gt;Birbirlerine söz vermis kuslar; &lt;BR&gt;Ayrilmayacagiz diye. &lt;BR&gt;Ama kis gelmis, &lt;BR&gt;Göçmen kus adina yakisani yapmaya kararliymis, &lt;BR&gt;Serçe ise her zamanki gibi sadik &lt;BR&gt;Ama sevgi de yabana atilmaz bir gerçek. &lt;BR&gt;Ayrilik aci, ihanet kötüymüs serçe için &lt;BR&gt;Yasamaksa önemli imis göçmen için. &lt;BR&gt;O, baharlarin tatli eglencesiymis sadece &lt;BR&gt;Gel demis serçeye benle beraber... &lt;BR&gt;Baska bir bahara uçalim. &lt;BR&gt;Serçe ise burda bekleyelim demis yeni bahari &lt;BR&gt;Ama kis acimasizdir. demis göçmen, &lt;BR&gt;Yasayamayiz burda, aç kalir üsürüz &lt;BR&gt;Serçe hayir demis korunuruz kötülüklerinden kisin beraber &lt;BR&gt;Göçmen inanmamis serçeye hayir demis gidelim. &lt;BR&gt;Serçe için gitmek nasil bir ihanetse yasadigi yere &lt;BR&gt;Kalmakta ayni sekilde ihanetmis sevgiliye &lt;BR&gt;Ve karar vermis sevgiyi seçmis &lt;BR&gt;Uçacakmis yeni bir bahara... &lt;BR&gt;Göçmen ve serçe çikmislar yola, &lt;BR&gt;Ama serçe zayifmis, &lt;BR&gt;onun kanatlari uzun uçuslar için degil. &lt;BR&gt;Dayanamayacakmis bu yola &lt;BR&gt;Oysa göçmenin kanatlari güçlüymüs &lt;BR&gt;Çünkü o hep kaçarmis kislardan &lt;BR&gt;Hep gidermis zorluklarindan kisin yeni baharlara &lt;BR&gt;Bir firtina yaklasiyormus. &lt;BR&gt;Göçmen hizli gidiyormus firtinadan, yakalanmayacakmis &lt;BR&gt;Ama serçe iyice zayif kalmis, yavaslamaya baslamis &lt;BR&gt;Göçmene duralim demis artik. &lt;BR&gt;Biraz dinlenelim &lt;BR&gt;Göçmen itiraz etmis, firtina demis, ölürüz. &lt;BR&gt;Serçe çok firtina görmüs, kurtuluruz demis. &lt;BR&gt;Ama göçmen yürü demis serçeye &lt;BR&gt;birazdan okyanuslara varacagiz &lt;BR&gt;Serçe sevgisine uymus ve &lt;BR&gt;pesinden son bir gayretle gitmis .. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/serce-ve-gocmen-kusun-hikayesi_2182241.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 06 Mar 2007 18:01:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Salıncak</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/salincak_2182230.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/salincak_2182230.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Sandalyesi devrildi, boğazı acımıştı.. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Keşke tekrar çocuk olabilseydi. Keşke tekrar komşusunun kızı ile lunaparka ilk kim gidecek yarışması yapabilse, lunaparka girer girmez salıncağa doğru son sürat koşabilseydi. Hızlı hızlı nefes alıp vermelerin ardından, yan yana salıncaklara binip sallansalardı. Boşlukta sallanma duygusu şu andaki gibi değildi. Çok güzel ve çok anlamlıydı. Kendini geriye doğru çeker, ayaklarını uzatarak gökyüzüne doğru çıkardı. Ayaklarını salladıkça hızlanır, hızlandıkça içinde birşeyler kayıp giderdi. Sanki biraz daha hızlansa salıncakla beraber gökyüzüne kadar çıkacak, kuşlara eşlik edip onlarla beraber uçabilecekti. Belleri ağrıyıncaya dek salıncakta sallanır, ardındanda arkadaşı ile beraber yakınlarındaki göle girmek için yine yarış yaparlardı. Ah salıncak ne güzeldi.. Ayaklarını salladı.. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hızlı delikanlılığını hayal etti. Karanlıktan korkmaz, korktuğu herşeyin aksine üstüne üstüne giderdi. Onu kimse yıldıramaz, kimse gözünü korkutamazdı. Bileklerinin çelikten yapıldığını hayal eder, kavgaya girmekten çekinmezdi. Gözükaraydı, bu yüzden çok dayak yemiş ama hiç birinden de pişman olmamıştı. Mahalleli zaman zaman onu görünce yolunu değiştirir bile olmuştu. Sonraları girdiği işlerden teker teker kovulmuş, artık serseri sınıfına girdiğini farkedince iş işten çoktan geçmişti. O bu dünyanın saçma sapan kurallarını kabul etmiyordu. Sabah kalkmak, işe gitmek, eve dönüp ailesiyle zaman geçirmek ona saçma geliyordu. Hayata bir defa geliyordu, çoluk çocukla vaktini harcamamalıydı. Akşamları arkadaşları ile gezer, gece olunca tek başına sokaklara çıkardı. Herkesin uyuduğu saatlere kadar dolaşır, ardından lunaparka giderdi. Kuşkulu gözlerle etrafına bakar, kimsenin görmediğinden emin olunca hemen salıncağa biner ve salla.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/salincak_2182230.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 06 Mar 2007 18:00:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sağırın Hasta Ziyareti</title>
            <link>http://kirklareli39.blogcu.com/sagirin-hasta-ziyareti_2182219.html</link>
            <guid>http://kirklareli39.blogcu.com/sagirin-hasta-ziyareti_2182219.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Iyi kalpli sagir adam, bir gün komsusunun hasta oldugunu ögrenir. Kendi kendine:&lt;BR&gt;-Komsum hastalanmis, onun ziyaretini yapmam, hal ve hatirini sormam lazim. Ama ben sagir bir adamim, o da hasta, sesi çikmaz. Zaten hastaya malum seyler sorulur, malum cevaplar alinir.&lt;BR&gt;Ben nasilsiniz diyecegim, o iyiyim, tesekkür ederim diyecek. N yiyorsun dersem, elbette bir yemek ismi söyleyecek, ben de afiyet olsun derim. Doktorlardan kim geliyor, diye sorarsam, bir doktor adi verecek. Ben de &lt;BR&gt;iyi doktordur derim, olur biter diye düsünür. Hastayi ziyarete gider, basucuna oturur:&lt;BR&gt;-Nasilsiniz? diye hal hatir sorar.&lt;BR&gt;Hasta inleyerek:&lt;BR&gt;-Ölüyorum! diye cevap verince, sagir adam:&lt;BR&gt;-Oh oh, çok memnun oldum, diye karsilik verir. Hasta:&lt;BR&gt;-bu ne demek, adam ölümüne memnun olunur mu? diye kizar.&lt;BR&gt;Sagir tekrar sorar:&lt;BR&gt;-Ne yiyip ne içiyorsun?&lt;BR&gt;Hasta kizginlikla:&lt;BR&gt;-Zehir! der.&lt;BR&gt;Sagir onun bir yemek ismi söyledigini sanarak:&lt;BR&gt;-Afiyet olsun ! diye karsilik verir.&lt;BR&gt;Hasta büsbütün çileden çikmistir. Sagir adam sormaya devam eder. Tedavi için doktorlardan kim geliyor? Hasta:&lt;BR&gt;-Hadi be defol!... Azrail geliyor...diye cevap verir. Sagir:&lt;BR&gt;-Çok bilgin, tecrübeli bir doktordur. Insaallah yakinda bir çaresini bulur... deyince hasta dayanamaz:&lt;BR&gt;-Kahrol! diye bagirir. Sagir ise komsuluk hakkini yerine getirdigi için çok memnun ayrilir.&lt;BR&gt;Sagirin yaptigi kiyas yüzünden on yillik dostu ve hal-hatir sormasi hiç olup gitti. Senin duygu kulagin sagirsa, gönül kulagin açik olmali. Gönül kulagi, her seyi duyar ve isitir.&lt;BR&gt;MEVLANA- Mesnevi'den. &lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://kirklareli39.blogcu.com/sagirin-hasta-ziyareti_2182219.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 06 Mar 2007 17:59:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://kirklareli39.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>